Hürriyet Yazarı Abdülkadir Selvi Babacan'ın siyasetçi mi, teknokrat mı olduğunu sordu. Köşe yazısında bir sorgulama başlatan Selvi, "Erdoğan'ın yanında pırıltılı siyasetçilerdi şimdi söndüler" dedi.
Abdülkadir Selvi yazısında, "AK Parti’den koparak yeni parti kuranların bir özelliği var. İktidara diğerlerinden daha acımasız muhalefet ediyorlar. AK Parti iktidarının cumhurbaşkanları, başbakanları bakanları demek ki içlerinde Erdoğan’a karşı büyük bir nefret biriktirmişler. Kendilerini cumhurbaşkanlığı, başbakanlık, bakanlıklar gibi görevlere getirdiği için olsa gerek! Bu yönleriyle ayrı bir tez konusu olurlar.
Koronavirüs sürecinde uzun süredir sesi çıkmayan Ali Babacan’ın Fox TV’deki yayınını izledim. Babacan’dan bu sürece ilişkin yapılanları takdir eden, yapılması gerekenlere işaret eden bir performans bekliyordum. Ama bir siyasi partinin genel başkanından ziyade hazine müsteşarı gibi konuştu. Babacan bir karar vermeli: Siyasetçi mi olacak, yoksa teknokrat olarak mı kalacak? Anlaşılan o ki küresel salgın da olsa, Suriye krizi de yaşansa Ali Babacan’dan ekonomiden başka bir şey duymayacağız. Ama siyaset bu değil ki... Dünkü programda ne yaptı? Ekonomiyle ilgili olumsuz bir tablo çizerek söze başladı. Hadi onu geçtim. Türkiye’nin alacaklarından vazgeçmesi ve tüm cephaneyi boşaltması gerektiğini söyledi. Bunlar panik işareti. Ali Babacan’ı Ali Babacan yapan, popülist olmaması ve kriz dönemlerinde rasyonaliteyi kaybetmemesiydi. Demek ki siyasete girince böyle oluyor.
Erdoğan’la olunca hepsi pırıltılı birer siyasetçiydiler, Erdoğan olmayınca ışıltılarını kaybettiler. Söylemleri hızla marjinal sol partilerin diline dönüyor.