Tarihçi Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma, Türkiye’de tarih araştırmalarının yönüne ve Batı ülkeleri hakkındaki akademik çalışmaların yetersizliğine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Akademik hayatından örnekler veren Sırma, Avrupa üzerine çalışma yapmak istediği dönemde çok sayıda hocayla görüştüğünü ancak bu alanda tez hazırlamasının teşvik edilmediğini anlattı.
Sırma, yaşadıklarını şu sözlerle aktardı:
“En az on hoca değiştirdim. ‘Türkiye üzerine tez yapabilirsin, Arabistan üzerine yapabilirsin… ama Avrupa yok.’ Avrupa’ya izin vermiyorlar.”
Batı'daki akademik yaklaşımı eleştiren Sırma, bu tutumu “Sizi biz öğrenelim” anlayışıyla yorumlayarak, Batılı araştırmacıların Türkiye ve İslam dünyasını kapsamlı şekilde incelediğini ancak Türkiye'deki akademinin Avrupa ve Amerika'yı aynı yoğunlukta araştırmadığını savundu.
“Onlar bizi çalışıyor, biz onları tanımıyoruz”
Türkiye’de Fransa, ABD ve hatta Brezilya gibi ülkeler konusunda uzmanlaşan tarihçilerin sayısının yetersiz olduğunu ileri süren Sırma, tarih araştırmalarında bakış açısının değiştirilmesi gerektiğini söyledi.
“Onlar bizi çalışıyor, biz onları tanımıyoruz” diyen Sırma, genç akademisyenlere Avrupa ve Amerika tarihini doğrudan kaynaklarından araştırmaları çağrısında bulundu.
Sırma şöyle konuştu:
“Tarihçilerimiz gitsin, Amerika üzerine çalışsın; bakalım tez alabiliyor mu? Brezilya üzerine çalışsın. Hiçbir tarihçimiz Brezilya, Fransa ya da Amerika uzmanı değil. Onlar bizi çalışıyor, biz onları tanımıyoruz.”
Haçlı Seferleri üzerinden eğitim eleştirisi
Sırma’nın üzerinde özellikle durduğu konulardan biri de Haçlı Seferleri oldu.
Haçlı Seferleri'nin Anadolu ve İslam coğrafyası üzerindeki etkilerinin Türkiye’de yeterince ele alınmadığını savunan Sırma, bu konunun eğitim sisteminde daha kapsamlı biçimde öğretilmesi gerektiğini söyledi.
Sırma, “Haçlılar yüz yıl bu Anadolu’yu kan gölüne çevirdi. Ama bizim okullarda okutulmaz” diyerek tarih eğitimine yönelik eleştirisini dile getirdi.
Kendisinin de Haçlı Seferleri üzerine çalışmaya başladığında Türkçe kaynak konusunda sıkıntı yaşadığını anlatan Sırma, Paris’te Sen Nehri kıyısındaki sahaflarda karşılaştığı tarihî çizimleri daha sonra hazırladığı eserinde kullandığını söyledi.
“Kızıl Sultan” nitelemesine de değindi
Prof. Dr. Sırma, Sultan II. Abdülhamid için kullanılan “Kızıl Sultan” nitelemesi üzerinden de tarih yazımına yönelik eleştirilerde bulundu.
Paris'te yaptığı araştırmalarda bu nitelemenin kullanıldığı bir eser bulduğunu anlatan Sırma, Batı'da üretilen tarih anlatılarının Türkiye’de sorgulanmadan benimsenmemesi gerektiğini savundu.
Sırma, tarihçilerin farklı ülkelerin arşivlerine ve birincil kaynaklarına yönelmesinin önemine dikkat çekerek tarih bilgisinin yalnızca başka ülkelerde hazırlanmış çalışmalar üzerinden oluşturulmaması gerektiğini ifade etti.
Genç tarihçilere çağrı: “Avrupa’yı, Amerika’yı araştırın”
Konuşmasının sonunda akademisyenlere ve genç tarihçilere çağrıda bulunan Sırma, Türkiye'nin yalnızca kendi tarihini anlatmakla yetinmemesi, dünyayı da araştırması gerektiğini vurguladı.
Sırma şu ifadeleri kullandı:
“Biraz da biz öğrenelim. Tembellik etmeyelim. Tavsiyem şu: Lütfen Haçlıları öğrenin. Hocalarıma da söylüyorum; bundan sonra Avrupa’yı, Amerika’yı araştırsınlar. Biz de çalışalım. Tembellik etmeyelim. Kendimize gelelim.”
Sırma’nın açıklamalarının merkezinde ise tek bir soru bulunuyor: Batılı akademisyenler Türkiye’yi ve İslam dünyasını ayrıntılarıyla araştırırken, Türkiye Batı'yı ne ölçüde kendi kaynaklarından ve kendi yetiştirdiği uzmanlarla tanıyor?