Deniz korsanlığı vekaletler savaşının ürünü mü?
Deniz korsanlığı vekaletler savaşının ürünü mü?
Deniz korsanlığıyla gündemimize giren Afrika'da neler oluyor?
Milim Analiz sitesinde konuyu değerlendiren Sosyolog yazar İsmail Mansur Özdemir, deniz korsanlığının arka planına dair önemli tespitlerde bulunuyor. Özdemir, deniz korsanlığının bir tür vekaletler savaşının devamı olduğunun altını çizerek, "Sömürgeci devletler kendileri dışındaki devletlerin Afrika'ya yönelmesini bu sayede engelliyor" dedi.
Milimanaliz.com sitesinde yer alan yazıda şu görüşlere yer veriliyor.
"Büyük devletlerin ülkeler arası kriz çıkartmaksızın ikincil aktörler vasıtasıyla tüm dünyada üstlendikleri vekalet savaşları ya da vekalet terörünün en yaygın alanlarından birinin de denin korsanlığı alanında olduğu bilinmelidir. Afrika’da menfaatleri olan belli ülkeler için bu türden bir tehdit bazı ülkelerin tadını kaçırmaya ve cesaretini kırmaya yeterli bir enstrüman olarak her zaman kullanışlı olmuştur. BMGK kararını bile beklemeden Mali’yi işgal eden Fransa, eski sömürgeleri konusunda titiz bir hamilik peşinde olan İngiltere ve ABD için bazı ülkeleri Afrika’dan uzak tutmak için deniz korsanlığı etkili bir enstrümandır. Ayrıca ticari gemilerin yüksek sigorta bedelleri üzerinden küresel reasürans sisteminin terör enstrümanı ile manipülatif büyük kazançlar elde ettiği de kamu oyunda bir dönem çok tartışılmıştır. Kural dışı olarak Afrika’da var olan ve oynayan ülkelerin ticari gemilerinin deniz terörü marifetiyle korkutulmaları yaygın bir yöntemdir. Afrika’da hız tekneleri ile denizlerde korsanlık yapan siyah tenli adamların ilişkileri ve kimlerle bağlantıları olduğu gerçeği iyice araştırılmalıdır. Zira bu türden küresel etki yaratacak konuları Afrika’nın kendi bağlamında çözmek zor olacaktır.
Türkiye’nin Afrika’daki Stratejik Varlığının Sürdürülmesi
Özellikle bu tip olayların ardından Türkiye’nin Afrika’daki varlığının tartışma konusu yapılması dikkat çekici ve rahatsız edicidir. Bu tartışma aidiyetleri belli olmayan yapı ve gruplar yanında, küresel sistemin ülkemizdeki uzantıları tarafında da yapılmaktadır. Bazen bir amaca matuf, bazen de konformist bir bakışın sonucu olabilecektir. Çok sık duyduğumuz ‘Türkiye’nin Afrika’da ne işi var? İfadesi cahillikten ya da ülkenin tarihsel milli politikası ile muarız olmanın bir sonucudur. Genellemeci yaklaşımlarla Afrika’nın en güvenilir kentlerini Addisababa, Nairobi, Mombassa, Cibuti, Kampala vd. kentleri güvensiz ilan eden eski büyükelçi ve emeklilerin ülkemizin çok önemli kazanımlarını anlamadıklarının ve bu kazanımlara; millet, devlet menfaatlerine zarar verdiklerinin bildirilmesi lazımdır. Halkın algı ve zihin dünyasını yanlış yönlendiren bu bakış açıları ile her zeminde mücadele etmek bilmiyorlarsa anlatmak, biliyor da yapıyorlar ise bunun ihanet ile eş değer olduğunu anlatmak lazımdır. Bu yazı da tam olarak bu amaçla kaleme alınmıştır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.