Moskova'daki ateşkes masasından kaçtıktan sonra Berlin'deki müzakerelere de kayıtsız kalan Hafter, tercihini silahtan yana kullanıp saldırılarına devam etmişti. Her iki toplantıda da barış isteyen bazı ülkelerin söz konusu saldırılara kayıtsız kalmaları ise dikkat çekti.
Ortaya çıkan tablo hakkında İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi, emekli Tuğgeneral Dr. Naim Babüroğlu'ndan açıklama geldi. Babüroğlu, Libya için Moskova ve Berlin'de düzenlenen ateşkes müzakerelerinde Türkiye dışındaki bir çok ülkenin barıştan yana görünüp ikili oynadığını savundu. Milliyet gazetesinden Tunca Bengin'e konuşan Babüroğlu'nun açıklamaları şöyle:
Barıştan yana gibi görünüp ikili oynuyorlar yani?
“Evet, imzalama diyorlar, Moskova zirvesinde yapılan odur, Berlin’de yapılan odur. İmzalamıyor çünkü üstünlük sağlama potansiyeli var. Yoksa Hafter tek başına bir general olarak, aktör olarak Mısır’ın, BAE’nin, Suudi Arabistan’ın ya da Fransa’nın, Rusya’nın desteğini yok sayarak kendi başına hareket edemez, imkânı yok. Yunanistan’ın etkisi var dolaylı olarak. Buradaki hedef de Türkiye’dir. Çünkü Türkiye’nin oradaki varlığını kabul etmiyor, sindiremiyorlar. Özellikle de deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşmasını.”
Peki, niye toplantılara katılıp barış istiyor havası veriyor bu ülkeler? Babüroğlu devam ediyor:
“Uluslararası zirvede kamuoyu önünde hiç kimse Hafter’e imzalama demez, diyemezler. Dolaylı strateji diyoruz buna. Dolaylı stratejiyle Hafter’e ‘Evet, bu maddeler hoşumuza gitmiyor onun için biz senin arkandayız’ mesajı verirler. Hatta BM Güvenlik Konseyi’nin üyeleri, yani Rusya, ABD, Fransa ve İngiltere dört ülke de Hafter’le oturup, konuştular. Yani ‘İmzalamasan da olur ya da asla imzalama’ derler. Yoksa kendi başına aktör olarak Hafter bunu yapamaz, yapmaz.”
Ne zamana kadar?
“Şubat ya da martta tekrar Almanya’nın girişimiyle bir toplantı yapılacak. Bu sefer toplantıya dışişleri bakanları katılacak. Bu arada da Hafter ilerleyebildiği kadar ilerleyecek, güç kazanabildiği kadar kazanabilecek. Özellikle de Türkiye’nin oradaki varlığını hedef alıyor, yani eğitim, danışmanlık maksadıyla gönderilen varlığı da kabul etmiyor Hafter. Türkiye’nin Libya’da aktör olmasını istemiyor. Sadece Hafter değil, Mısır, BAE, Fransa, Suudi Arabistan, dolaylı olarak Yunanistan hatta Rusya da istemiyor, Putin de istemiyor. Yani hepsinin hedefinde aslında Putin dahil Türkiye’nin orada etkisizleştirilmesi var.”
Özetle; Berlin’de masaya oturan ülkelerden Hafter’e karşı tavır almalarını beklemek fazlaca iyimserlik. Çünkü Hafter sahibinin sesi ve Hafter’i kullananlar da asla Türkiye’nin bölgede söz sahibi olmasını, güçlenmesini istemiyor. Bu durumda da yapılması gereken kararlı ve dik duruşa devam etmek. Nitekim Türkiye de öyle yapıyor...