Dümbüllü'nün Kavuğu Hiç Verilmedi mi?

Dümbüllü'nün Kavuğu Hiç Verilmedi mi?

Karar Gazetesinden Saliha Sultan'ın kaleme aldığı araştırma yazısı kültür dünyasında yeni bir polemiği ateşleyecek. Sahne sanatlarında İsmail Dümbüllü'nün "kavuğu" ve nakli mevzusu dün yeni sahibine taşındı. Dümbüllü'nün Münir Özkul'a devrettiği söylenen kavuk, Ferhan Şensoy'a, ardından Rasim Öztekin'e devredilmişti. Öztekin kavuğu dün törenle yeni sahibine devretti ama araştırmacı Tekin Deniz Dümbüllü ailesinin verdiği bir kavuğun olmadığını açıklayarak "kavuk nakline" yeni bir boyut kazandırdı. 

SALİHA SULTAN | KARAR

Tiyatrocu Rasim Öztekin’in sağlık sorunları nedeniyle, İsmail Hakkı Dümbüllü'nün kavuğunu bu yıl bir başka oyuncuya devredeceğini açıklamasıyla, geleneksel Türk tiyatrosunun önemli bir temsili olarak görülen kavuk yeniden tiyatro dünyasının gündemine oturdu. Öztekin’in açıklamasının ardından Ezel Akay da bir imza kampanyası başlatarak yarım asır boyunca sırasıyla Münir Özkul, Ferhan Şensoy ve Rasim Öztekin’e devredildiği bilinen kavuğun bu kez bir kadın tiyatrocuya verilmesini teklif etti. Akay’ın teklifinin ardından Demet Akbağ, Gülse Birsel, Sumru Yavrucuk, Melek Baykal gibi usta oyuncuların isimleri kavuk için dolaşıma girdi. Tiyatro dünyası kavuğun yeni sahibinin kim olacağını merakla beklerken, araştırmacı Tekin Deniz ise, önceki gün sosyal medya hesabında kavuğun tarihine yönelik oluşturduğu zincirde, İsmail Dümbüllü’nün Münir Özkul’a kavuğu devrediş anının belgesi olarak bilinen o meşhur fotoğrafı alıntılayarak “Münir Özkul’a, İsmail Dümbüllü tarafından verilmiş bir kavuk yok. O dönemde Münir Özkul sahneden kopmuştu ve çeşitli sağlık sorunlarıyla uğraşıyordu. Haldun Taner ve Sadık Şendil, Özkul’u sahnelere döndürmeye uğraştılar. Bu da bir nevi moral gecesiydi. Özkul’a kavuğu değil ama evindeki Pişekâr takkelerinden birini verdi” diyerek yeni bir tartışma başlattı. Bilgi zincirinde son söz olarak “Kavuk ailede. Münir Özkul veya başka biri hiçbir zaman almadılar. Alamadılar” diyen Deniz’i telefonla arayarak, KARAR okuyucuları için konuştuk.

Ferhan Şensoy, Münir Özkul’dan kendisine 1986 yılında devredilen temsili kavuğu Rasim Öztekin’e Mayıs 2016’da devretti.

Araştırmacı Tekin Deniz, dört beş aydır gündeme yansıyan meselede bilinenlerin yanlış olduğunu, kavuğun bir magazin ürününe dönüştürüldüğünü düşünüyor. Geleneksel Türk Tiyatrosu ve kavukla ilgili birçok araştırma yaptığını belirten Deniz “Dümbüllü’nün damadı Ferit bey ile de konuştum bunu, aileyle de görüştüm. Ailenin kişisel arşivinde de söyleşileri var, damadın, torununun beyanları var, kavukla ilgili tartışmalardan duydukları rahatsızlığı açıkça beyan ediyorlar. Dümbüllü ismi üzerinden magazinsel gündem yaratılıyor” diyerek, kavuğun ailede olduğunun, yapılan tartışmaların onlara danışılmadan yapılmasından rahatsız olduklarının altını çiziyor. Deniz’in kavukla ilgili aktardıkları da şöyle: “Verilen bir kalfalık ünvanı bu. Bu bir gelenek tamam, 250 yıllık bir geçmişi var. Dümbüllü’ye devreden Kel Hasan’a Abdürrezak Efendi yapıyor ilk teslimi. Siz derseniz bu kavuk artık bir simge, o zaman Dümbüllü’nün adını kullanmayın aile incinmesin, olanı da başka bir şekilde anlatmayın ki varolan deforme olmasın.”

Deniz Tekin, kavuğun devrini resmettiği söylenen bu fotoğrafın bir moral gecesi etkinliğine ait olduğunu, Dümbüllü’nün Özkul’a kavuk değil Pişekar takkesi verdiğini ileri sürüyor.

GELENEKSEL TÜRK TİYATROSUNU TEMSİL EDEN YOK

Deniz, kavuğun artık bir kadın oyuncuya verilmesi konusunda ise şu yorumu yapıyor: “Tamam, kadınlara pozitif ayrımcılık yapın buna kim itiraz edebilir. Fakat ortaoyunu, tuluat yapmak isteyen kimse yok ki. Bu kavuk, geleneksel Türk tiyatrosunu temsil ediyor. Bizim sonçuta iki orta oyunumuz var, Kavuklu ve Pişekar ile Hacivat ve Karagöz. Kavukla anılıp, bu oyunları oynayan var mı şu an? Dümbüllü’nün kavuğu nasıl aldığı Sadi Yaver’in ‘Dümbüllü İsmail Efendi’ kitabında anlatılıyor. Metin Ant kavuk nedir, pişekar neyi temsil ediyor araştırmalarında anlatıyor. Kavuğun Minür Özkul’a devredildiği söyleniyor ama devredilmedi. Özkul’a ustam diyen Nejat Uygur dahi Özkul için ‘geleneksel Türk tiyatrosunun temsilcisi olamaz’ diyor. Çünkü Özkul da sadece birkaç İbiş rolü oynamıştır, o kadar. Eren Aysin, Ayşegül Yüksel ile de bu konuyu tartıştım daha önce, Ferhan Şensoy oyunlarında bu formları kullanıyor dediler, ben ‘sizin belli bir geleneğin oyunlarını kullanmanız sizi o geleneğin temsilcisi yapmaz’ diyerek itiraz ettim. Ferhan Şensoy, Haldun Taner’in öğrencisidir ve yaptığı şey kabare tiyatrosudur. Oyunculuğunu sorgulamak kimsenin haddi değil, o ayrı konu fakat kabare tiyatrosunu taşıyan önemli bir isimdir, geleneksel tiyatronun değil.” Sözlerini “Kavuk bir ustalık nişanesi” diyerek sürdüren Tekin Deniz, “Kavukla anılan Ferhan Şensoy, Rasim Öztekin bunu bir temsil aracı olarak görmediler, hiç değilse Ramazandan Ramazana bir ortaoyunu örneği sergileyebilirlerdi” düşüncesiyle, Dümbüllü’nün kavuğunun ancak geleneksel Türk tiyatrosunda bir usta-çırak ilişkisi ile anılabileceğinin önemini vurgulayarak, kavukla anılan isimlerin bu tiyatronun temsilcisi olamayacağını ileri sürüyor.

GÖMÜLEMEYİNCE, TABUTUN BAŞINA KOYULDU

Tekin Deniz, kavuğun ailede oluşunu Dümbüllü’nün cenaze fotoğrafıyla belgelendirerek aktarıyor: “Dümbüllü, kendisine çıraklık ve kalfalık etmiş kimse olmadığı için bir Kavuklu yetişmediğini söyledi. Kavuğun da kendisiyle birlikte gömülmesini vasiyet etti. Fakat diyanetten yetkililer dinen uygun olmadığını söylediler. Kavuk gömülmedi. Ailede kaldı. Bugün de ailede. Güvende. Dümbüllü’nün kavuğu gömülmedi ama aile tabutunun başına konulmasını istedi. İşte tabutun başındaki görülen bu kavuk, şu çok konuşulan kavuk. Münir Özkul’a 1968 yılında verilseydi, 1973 yılında tabutun başında olmazdı zaten.”

GELENEKSEL TİYATRO HORLANDI

Tekin Deniz, tiyatro dünyasının kavuğa gösterdiği ilgiyi yüzeysel bularak, “Abdurrezak Abdi’nin mezarı yok şu an, Kadıköy’deki istimlak çalışmaları sırasında yola gitti. Kel Hasan’ın mezarını sorun, kimse bilmez nerede. Kimsenin esasında bu konuda bildiği bir şey yok, bu duyarsızlığa çok şaşırıyorum. Gelenek esasında horlanmış bir şey çünkü Türk toplumunda ve tiyatrosunda. Haldun Taner, halkçı tiyatro, halktan olan tiyatroyla ilgili ‘Geleneksel tiyatro horlandı, avamın işi olarak görüldü’ der. Ama kavuk konusu magazinel olduğu için herkes konuşuyor.”

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER